Title
Uzun Süre İşlem Yapmadınız

Listelenen otel fiyatları zaman aşımından dolayı değişmiş olabilir.Güncel fiyatlara erişmek için sayfayı yenileyin.

SAYFAYI YENİLE
Yeni
1. Oda
2. Oda Odayı Sil
ODA EKLE
1. Oda
2. Oda Odayı Sil
ODA EKLE
1. Oda
2. Oda Odayı Sil
ODA EKLE
Giriş Tarihi 26 Tem 2026 Pa
Çıkış Tarihi 27 Tem 2026 Pz
Giriş tarihi seçiniz
Çıkış tarihi seçiniz
Tarihlerimden Emin Değilim
Oda ve Kişi Sayısı 1 Oda, 2 Yetişkin
Hemen Ara
Sonuçları Haritada Göster

Hallstatt Otelleri

tesisin tanesini görüntülediniz

“Tuzun Hayat Verdiği Kasaba” Hallstatt, Avusturya’da aynı isimli gölün güney batı kıyısında kurulmuş bir köy. Ülkenin iki önemli şehri Salzburg ve Graz arasındaki ulusal karayolu üzerinde… Nüfusu 1000 civarında olan Hallstatt, daha çok tarih öncesi dönemden kalma tuz üretimi ile biliniyor. Dünya tarihinin en eski tuz madeni burada bulunuyor. Bu yüzden de Hallstatt, Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış. Hallstatt bugün son derece dingin ve huzurlu bir yaşam merkezi durumunda; doğal güzellikleri yanısıra 7000 yıllık bir geçmişiyle de önemli bir kasaba. Bugün turistik amaçlı olarak hizmet veren tuz madeni ve kasabanın kendi tarihini anlatan müzesi ile ülkenin çok ziyaretçi alan yerlerinden biri. Ressamlara, şairlere ilham verecek kadar güzel ve nefes kesen bir yer Hallstatt. Burada zamanın durduğunu hissettiren baş döndürücü bir görsellik var. Tuz ilk dönemlerinde çok değerli kaynak olduğundan buranın gelişmesinde ve zenginleşmesinde etkili olmuş. Erken demir çağı Hallstatt kültürüne adını vermiş. Hallstatt öylesine küçük bir yerleşim yeri ki, yürüyerek dolaşmak en fazla on dakika sürüyor. Ancak köyün, masallardan çıkmış gibi görünen evleri arasında, dar sokaklarda dolaşmak gerçekten harika. Roma egemenliği döneminde, orta çağın başlarında burada kayda değer hiç bir olay yaşanmamış. 1311 yılında Hallstatt, eknonomik değerini kaybetmediğinin bir göstergesi olarak bir pazar şehri olmuş. Tuz üretiminin dışında, 1595 yılında kurulan ve 40 kilometre uzunluğu olan tuzlu su boru hattı sayesinde turizm, köyün ekonomik hayatında önemli bir yer tutmaya başlamış. Turistlere bu hattın, 400 yıl önce yapılmış dünyanın en eski boru hattı olduğu anlatılıyor. Bu hat yapılırken 13 bin ağaç oyulmuş. Ölenler için çok küçük bir mezarlık alanı olduğundan, her yıl gömüleli on yıl olmuş mezarlar açılıyor ve kemikler bir merkezde toplanıyor. Bu şekilde yeni mezar yerleri açılmış oluyor. Toplanan kafatasları ise, sahiplerinin isimleri, meslekleri ve ölüm tarihleri ile birlikte kaydedilerek özenle dekore ediliyor ve sergileniyor. Gölün kenarında kurulu Hallstatt’a ulaşım 19. yüzyıla kadar ya göl üzerinden teknelerle olmuş ya da dar patika yollardan sağlanmış. Köy, göl ile yüksek dağlar arasında sıkışıp kalmış. Köyde nehir üzerindeki evler arasında ulaşım ise, teknelerle yapılmış. Ya da çatı katlarını birbirine bağlayan küçük koridorlarla, bir nevi hava patikası ile kurulmuş. Köydeki ilk yol 1890 yılında bir kısım kayalar patlatılarak köyün batı kıyısına inşa edilmiş. İnsan yerleşimini imkansız kılan bu zor koşullara rağmen yine de binlerce yıldır kullanılan zengin tuz madenleri sayesinde köy ayakta kalabilmiş. Köyde ele geçirilen yassı balta gibi eşyalar ve en eski arkeolojik bulgulara göre MÖ 5000 yıllarında burada yaşam varmış. Bu bölgede 1846 yılında tarih öncesi döneme ait, binden fazla ölünün olduğu bir mezarlık bulunmuş. Burada yapılan arkeolojik çalışmalar arkeoloji bilimi için de önemli olmuş. İlk demirci siteleri de burada ortaya çıkarılmış. İlginçtir, 2012 yılında, bir Çinli madencilik firması, Hallstatt köyünün birebir kopyasını Çin’de inşa etmiş. Bu yüzden de Çin’den gelen çok sayıda ziyaretçi var buraya. Bugün köyde sadece bir yol var. Ancak araç trafiğine Mayıs ve Ekim ayları arasında saat 10 ile 17 arasında izin verilmiyor. Bu yolu bir uçtan diğer uca yürümek sadece yarım saat tutuyor. Yol boyunca şirin bir kilise, ufak şelaleler ve tuz ürünleri satılan ufak tefek dükkanlar var. Köyün isminde geçen “hall” kelimesi tuz anlamına geliyor. Doğal olarak da köydeki tuz madenlerini ifade ediyor. Hallstatt, ülkenin geneli gibi dağlık bir bölgede bulunuyor. Bu yüzden de hava her mevsim güneşli, ancak sıcaklıklar fazla inişli çıkışlı. Burada yapılabilecek en güzel şey doğa yürüyüşleri olabilir. Meraklıları dağ tırmanışları yapabilir ya da dağ bisiklet turlarına katılabilir. Ayrıca köyün binlerce yıllık geçmişini anlatan müze gezilebilir. Yine göl kenarında manzara izlemek ve olağanüstü fotoğraflar çekmek de dinlendirici olabilir. Yazın göl üzerinde yapılan tekne turlarına katılmak da ilginç gelebilir. Yazın göl kenarında güneşlenmek ve yüzmek için plajlar var. Ayrıca burada bulunan çıplaklar kampı da ilgi gören yerler arasında. Köyde tek anayol üzerinde alışveriş yapılabilecek küçük dükkanlar var. Ancak alınabilecek pek fazla bir şey yok. Olsa olsa hatıra olarak bir miktar tuz alınabilir. Bir de ufak tefek anı olabilecek eşyalar var dükkanlarda.